23 Mart 2011 Çarşamba

Pornografi

Ne kadar yalnızız değilmi?
Fotoğraflarda ki,
Gülen yüzler kadar sahte
Bir porno filmdeki 
Hazlar kadar yapmacığız artık.

Özlem

Dün gece gördüm rüyamda yine seni
Ellerim ellerinde
Bir tatlı baktn bana
Sesin yankılandı kulağımda
Dudağımda bir buruk tat
Seni özledi bu kalp...
                               

Seni Seviyorum

Sensizliğin son demleri
Yokluğunun kederli heceleri
Yaralar beni derinden,
O mahur beste çalarken 
Gülümseyen yüzün 
Ta en derinden vurur beni
Gözlerimi kapar
Sensizliğin verdiği,
Sessiz yanlızlıkta 
Sarılırım hayaline
Öper beni hayalin,
Fısıldar kulağıma son kez;
"seni seviyorum"

Biz Kimiz?

Bizim ayinlerimiz hep geceleri olurdu aşk,
Leyleklerin yumurtalarını çalardık,
Kahvaltılarda kızartırdık babalarımzn suratını,
Bazen umursamazdık dünyayı;
Kim nerede ne zaman?
Biz neredeyiz?
Bilemezdik asla.

Duru

Zamanı anlamlı kılardın,
Acıtırdı canımı aşkın
Kovalardım zamanı taşkın taşkın
Acıtırdı canımı bakışın

Öperdin beni usulca her gece
Uyumazdım dinlerdim sessizce
Karanlığın yanlızlığı birleşince sesinle
Dalardım senle gecelere 

Heceler anlamsızdı sen yokken içinde
Yokluğun acıtırdı,sızlatırdı
Tıpkı kızımız gibi duruydu,
Sensizliğin adı...

Mülteci

Ben bir mülteciyim o bedende;
Yanlızlığa mahkum edilmiş,
Fırlatıp atılmış,
Tutuşmayı bekleyen değersiz bir kağıt parçası gibi...

Kadın

Sessiz ve bembeyaz bir cadde;
Yalnızlığı andırıyor
Sevgiye muhtaç bir fahişe gibi
Soyunuyor,dökülüyor yapraklar dallarından,
Bembeyaz ve tertemiz
Kirletilmeyi bekleyen masum bir kız gibi,
Yere damlayan bir damla kan
Bozuyor tüm ihtişamını gecenin...

Serçe

Bir serçenin gözyaşı kadar acıdır sonumuz,
Bir o kadarda önemsiz
Bilemez kimse bizden başka,
Tanrının huzurunda seviştiğimizi,
Tüm hazları bir kenara atıp;
Sadece bir beden olduğumuz günleri...

Raslantı

Eskilerden bir melek,
Yeniden güvenmemi bekliyor ona.
Hiç bırakmayacakmış gibi,
Sarılıyor bana,
Kutsuyor sevgimi
Göz yaşlarıma hakim olamıyor
Anılar canlanıyor gözlerimde
Sıcak nefesi ensamdeyken bile
Isınmıyor bedenim.
Unutturamıyor yaşananları
Silemiyor geçmişi,
Uçup gidiyor yamacımdan
Tüm uzantılarımla
Tanrının huzurunda
Çırılçıplak,
Unutup gidiyor yine beni.

Yalnızlık İçimde Büyüttüğüm Bir Bebekti Aslında...

   Fahişelerin ürküttüğü bir sokaktan geçiyordum.Yalnızlığın verdiği korkunç mide bulantısı ikide bir kendini yineliyor kusucakmışım gibi böğürüp yoluma devam ediyordum.Ondan ayrıldığım belki 3 belki de 5 ay olmuştu.Herkes onu unuttum sanar bense hiç bir zaman bitmemiş özlemiyle yalandan gülümserdim insanlara,güçlü ve gururlu bir erkeği oynuyordum.Birazda yavşak...
   Mutlu olmalıydım en azından insanlar beni öyle görmeliydi.Onunla anım olan her sokak fahişelerin mutsuzluğuyla kaplıydı.Her seferinde ellerim ceplerimde tek başıma geçerdim o sokaklardan.Sanki ruhu yanımdaymış gibi hisseder arada konuşurdum onunla.Mutsuzluğum yalnızlığımda ortaya çıkan bir bebekti.Gözlerim hiç yaşarmazdı ama hissederdim ağlıyordu hep o geldiğinde aklıma.Silahlar patlardı bazı gecelerde,kovalardı akbabalar dudaktan öpemedikleri fahişelerini.Bazen bir deniz olurdu yolun sonunda bazense bir uçurum.Hiç bir zaman ulaşamazdım o yolun sonuna.Her seferinde yarı yolda nefesim kesilir elimdeki sigaram yere düşer ve sonra...
   Sonrası evimde açılırdı gözlerim yalnızlıktan uyuya kalmıştım yine.Rüya diyemiyeceğim kadar karamsar kabus diyemiyeceğim kadar huzurlu bir düş seline kapılmıştı beynim.Sen gittiğinden beri böyleydim ben aslında, kendi yalnızlığımda  kendimi fahişelerle kandırır yalnız değilim sanardım.Aslında o fahişeler kadar yalnızdım.Korkularımdan saklanıp kendimi satardım onlara.Yalnızlığım unutturdu ait olduğum adresi.Dünya döndükçe gözlerimi kapar bende dönerdim kendi etrafımda.Gözlerim açıldığında kimin yanındaysam onun hissederdim kendimi.
  Yalnızlığım yokluğunda uyutamadığım bir bebek gibiydi.Küllerinden yaratırdı kendini ve geçmezdi korkuları...